1-2 yaş bebeklerde duygusal gelişim | Uni Baby
8.02.2019 00:00:006 DK Okuma Süresi

1-2 yaş bebeklerde duygusal gelişim

Duygusal gelişim, diğer gelişim alanları gibi çocuk büyüdükçe gelişir. Duyguları tanımak ve anlamak, neden ortaya çıktıklarını bilmek, kendi duygularının ve başkalarının duygularının farkında olmak ve bu duygular ile başa çıkabilmek çocuğun, zamanla edineceği duygusal becerilerdir.

Duygusal gelişim, diğer gelişim alanları gibi çocuk büyüdükçe gelişir. Duyguları tanımak ve anlamak, neden ortaya çıktıklarını bilmek, kendi duygularının ve başkalarının duygularının farkında olmak ve bu duygular ile başa çıkabilmek çocuğun, zamanla edineceği duygusal becerilerdir. Çocuk büyüdükçe çevresi genişledikçe, deneyimledikleri arttıkça ve iletişime geçtiği insanlar çoğaldıkça, duyguları karmaşıklaşır. Çocuk deneyimleri ve gözlemleri ile bu duygularını kontrol etmek, doğru ifade etmek, kendi duygularını ve başkalarının duygularını anlamlandırmak ve uygun davranmak için yöntemler geliştirir.

Bebekliğinde mutluluk, rahatlama, üzüntü ve korku gibi temel duyguları deneyimlemiş olan çocuk, bir yaşından sonra daha karmaşık duygularla karşılaşmaya ve bu duyguları isimlendirip anlamlandırmaya başlar. Benliğinin farkında olan çocuk için yeni bir ortamda utanma, bir şeyi başardığında gururlanma ve bir yabancı ile karşılaştığında çekingenlik hisleri yeni duygulardır. Çocuk, yürümeye başlaması ile birlikte özgürlüğünü yaşamak ister, anne-babasından uzaklaşıp dünyayı keşfeder ve kendi duygularının farkına varır. Her ne kadar özgür olma durumundan hoşnut olsa da hala anne-babasına bağlıdır ve her an anne-babaya ihtiyaç duyar. Bu durum, çocuğun sıklıkla duygu durumunun değişmesine neden olur. Bir an çevreyi tek başına keşfeden mutlu çocuk, bir anda ağlayarak annesine sığınmak isteyebilir.

Çocuğun anne-babasının yokluğunda yaşadığı kaygı ve stres devam eder. Anne-babasının yanından ayrılması onu mutsuz eder ve çocuk bunu ağlayarak belli eder, bu sağlıklı bir tepkidir. Anne babanın evden çıkmadan belli bir süre önce çocuğa haber vermesi, ne zaman geri döneceğini belirtmesi ve söylenen zamanda geri dönmesi çocuğun güvenini arttırır ve bu durumla başa çıkmasına yardımcı olur. Bu yaşlarda çocuk farklı kişilere farklı duygular beslemeye başlar ve yabancıların varlığı onu tedirgin eder.

Bir yaşından itibaren, yürümeye başlaması, motor becerilerinin güçlenmesi, zihinsel ve sosyal becerilerinin gelişmesi ile birlikte çocuk özgürleşir, her şeyi kendisi yapmak ister ve inatlaşmaya başlar. Kontrolü eline almak istediği alanlardan biri yemektir. Yemek saatlerinde inatlaşarak, yemeği reddederek, yemekleri yere atarak, öfke ve üzüntü gibi duygular yansıtarak, kontrolü ele geçirmeye çalışabilir. Yemeğini kendi yemek isteyen çocuğa fırsat tanınmalı, yemek istemediğinde zorlanmamalıdır. Uzun süre mama sandalyesinde oturmaktan sıkıldığında, yerinden kalkmaması için inatlaşılmamalı, sandalyeden inmesine izin verilmeli, peşinden yemekle dolaşılmamalıdır.

Bir yaşındaki çocuk, yemek saatinde olduğu gibi birçok farklı zamanlarda öfke nöbeti geçirebilir. Çocuk yatma saatinde, çok sevdiği banyo saatinde, evden çıkma sırasında, parktan eve dönerken, giydirilirken, soyundurulurken, bezi değiştirilirken…öfke nöbeti yaşayabilir. Öfke nöbeti sırasında çocukla konuşmak, onu sakinleştirmeye çalışmak hiçbir yarar sağlamadığı gibi krizi şiddetlendirir ve sonlanmasını geciktirir. Bu nedenle kriz sırasında, çocuğun kendisine zarar vermeyeceğinden emin olduktan sonra, onu kendi haline bırakmak, üstüne gitmemek, ilgisiz gibi davranmak, öfkenin daha çabuk yatışmasına, çocuğun da kendi duyguları ile başa çıkıp kendi kendini sakinleştirmeyi öğrenmesine yardımcı olur. Çocuk sakinleştikten sonra yanına gitmek, ona sarılmak ve duyguları hakkında konuşmak gerekir. “Görüyorum, bezinin değiştirilmesini istemiyorsun, ben de değiştirmeye çalıştığım için kızgınsın ama bezini değiştirmem lazım yoksa rahatsız olursun. Kızgınlığını anlıyorum ama kızdığında oyuncaklarını sağa sola fırlatmanı istemiyorum, çünkü birine bir şeye zarar gelir” şeklinde bir cümle ile duygunu anladığınızı ve kabullendiğinizi gösterebilir ancak davranışını onaylamadığınızı belirtebilirsiniz.

Farklı duygularını keşfetmeye başlayan çocuk henüz duygularını ve duygularına bağlı tepkilerini kontrol etmekte ustalaşmamıştır. Çok öfkelendiğinde ısırabilir, vurabilir, eline geçirdiğini fırlatabilir. Böyle zamanlarda anne-babanın çocuğun elini incitmeden kavraması, ona sıkıca sarılması, istenmeyen davranışı devam ettirmesine izin vermemesi ve sakinleşmesini beklemesi gerekir. Çocuk sakinleştikten sonra öfkesi ve nedeni hakkında konuşmak, duygunun anlaşıldığını belirtmek ancak davranışının kabul görmediğini anlatmak, kendisini kontrol etmesini öğretmek yerinde olur. Anlaşıldığını ancak onaylanmadığını hissetmek, çocuğa güven verir. Çocuk bir süre sonra öfkesini kontrol etmeyi ve bu davranışlarının doğru olmadığını öğrenecektir.

Duygusal gelişim açısından anne-babaya düşen görev:
Çocuğun duygularına önem vermek, hangi duyguları nerede ve ne zaman yaşadığını ve bu duygularla nasıl başa çıktığını gözlemlemek, çocuğun beden dilini, söylemeye çalıştıklarını ve davranışlarını izlemek ve anlamaya çalışmaktır. Çocuk ile duyguları hakkında konuşmak, duygularını isimlendirmek, duygularını dışa vurmanın uygun yollarını belirtmek, onu duyguları hakkında bilgilendirir. Anne-babanın da kendi duygularını ifade etmeleri, duyguları ile nasıl başa çıktıklarını göstermeleri çocuğun duygusal gelişimini destekler.

Aynı yaş gurubu bebeklerin fiziksel gelişimi ile ilgili yazımıza da göz atabilirsiniz.

Bu yazı çocuk gelişim sitesi ÇocukluDünya iş birliği ile hazırlanmıştır.

İlginizi Çekebilecek Ürünler